MERHABA

Don’t settle for less, tell the universe what exactly you want from it.

Merhaba.
Normalde duygularımı hangi dilde daha iyi ifade edeceğimi düşünüyorsam o dilde ifade ederim. İngilizce olarak bu cümleyle başlamak istedim o yüzden.

“Daha azına razı olma. Evrenden ne istiyorsan onu tam olarak söyle ona.”

Çok çok uzun zamandır aslında bir şekilde hep yazıyordum. Ortaokul veya belki daha öncesi yaşlarda defterlerde, ajandalarda, belki sadece defter yapraklarında, daha sonralarında ise iki farklı web sitesinde yazıyordum. Bunu o zamanlar canım sıkkın ise rahatlamak amacıyla,terapi yöntemi olarak yapıyordum. Tıpkı özellikle şimdilerde resim yaptığım gibi. Sanırım uzun bir süredir o zamanlar olduğu kadar dertli değildim ya da başka şekillerde başa çıkmayı denediğim için artık yazmıyordum. Canım kız kardeşim bir şekilde beni online günlük tutmaya heveslendirdi. Genel olarak burada gittiğim yerlerden, yaptığım şeylerden, pişirdiğim yemeklerden belki, bahsediyor olacağım. Hiç kimse okumasa bile geri dönüp baktığım zaman dışardan görmüş hissediyorum kendimi bunu yapınca. Düşüncelerimi, hayata bakış açımı hatırlayabiliyorum ve yaptığım şeyleri görerek yeniden yapmaya motivasyon bulabiliyorum. Tıpkı eski blog sitemi kontrol ettiğimde yazdıklarımı tekrar görüp burayı açmaya karar vermem gibi.

Daha sonralarında İngilizce ya da başka dillerde yazmak istediğimde dır dır etmeyiniz. Havalı olmaya çalışmıyor olacağım şimdiden söyleyeyim. Sadece bazı şeyler gerçekten sadece bazı dillerde anlamlı. Ve bazı şeyleri de kendi dilimi konuşan insanlar dışında anlayan birileri de olsun istiyorum. Çünkü biliyorum ki farklı dili konuşsak bile duygularımız ortak. Ortak durumlarda duygulanıyoruz, heyecanlanıyoruz, üzülüyoruz. So, why not?

En azından ilk gönderiyi girebilmek için bir kıvılcım bekliyordum ve tam da kendimi hassas hissettiğim bir anda yaklaşık 10 dakikada burada bunları yazmak nasıl iyi geldi anlatamam.

Arka planda çalan şarkı ;
Simon & Garfunkel : El Condor Pasa
https://www.youtube.com/watch?v=pey29CLID3I

Bu şarkıyı Wild (Yaban) isimli filmde duymuştum ilk defa. Film zaten etkileyici, ben de seyahat odaklı zamanlarımda izlemiştim tam da. Friends dizisinden de tanıdığım Reese Witherspoon gerçekten çok güzel performans sergilemiş. Eşiyle boşandıktan sonra kendisini bulma çabası ve bütün yol boyunca özellikle annesi ile olan ilişkisini gözden geçirmesi benim için etkileyiciydi. En az 3 defa izledim sanırım filmi.

I’d rather be a sparrow than a snail
I’d rather be a hammer than a nail
I’d rather be a forest than a street
I’d rather feel the earth beneath my feet
Yes, I would
If I could
I surely would

Diyelim mi?

Tschüss